Aydınlatma tasarımımızı yönlendiren Kronobiyoloji ve büyüleyici bilim

Metin: Aurelien David, Soraa

Işık, özellikle de gün ışığı sağlığımız için son derece önemli.

Doğan güneşle uyanıp batan güneşle uyumaya hazırlanmamızı bildiren doğal 24 saatlik günlük biyolojik saatimizi, yani sirkadiyen ritmimizi düzenlememize yardımcı olur.

Yeterince güneş ışığı almadığımızda –ya da fazlasına maruz kaldığımızda- esasen uyku ve duygudurum bozuklukları şeklinde seyreden bazı sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Elektrik ışığı olmadan önceki günlerde (ve gecelerde) sirkadiyen ritmimizi kontrol altında tutmak kolaydı.

Şimdiyse her yandan yapay ışık saldırısı altındayız. Telefonlar, tabletler, bilgisayar monitörleri ve evlerimizdeki lambalar, beyni gece boyu atik ve uyanık kalması için tetikliyor.

Bütün bu fazladan ışık, uyku programınızı bir kenara atıyor ve bu da uyanıklığınızı etkileyip potansiyel olarak depresyona ve kardiyovasküler sistem sorunlarına yol açıyor. Ayrıca, işe konsantre olmak gibi basit günlük faaliyetleri de zorlaştırabiliyor.

Uyumsuz uyku döngüsünü anlamanın ve mümkünse düzeltmenin anahtarı; Kronobiyoloji…

Kronobiyoloji; canlı organizmalarla güneş veya ay ritimleri arasındaki ilişkileri inceleyen biyoloji alanı.

İnsanlar, günlük ritme sahiptir. Bu, çevre ışığı tarafından etkilenen 24 saatlik sirkadiyen ritimdir.

Bizi günün saatine göre ya atik ve uyanık tutan ya da uykuya teşvik eden melatonin hormonunu salgılaması için beyne sinyal gönderen, gözümüzün içindeki belirli çubuk ve konilere çarpan ışık tarafından etkileniriz. Ancak birçok faktör uyku döngüsünde değişikliğe neden olabilir. Buna, günün hangi saatinde yemek yediğiniz, sıcaklık, sosyal iletişiminiz ve maruz kaldığınız ışık veya tetiklenme (entrainment) de dahildir.

Tetiklenme, sirkadiyen ritminizin ışıkla nasıl uyarıldığını tarif eder.

Biyolojik saatinizin her gün ayarlanması gerekir. Gerekli dozda ışık almazsanız, saatiniz git gide şaşar, gece ve gündüz farkındalığınızı kaybedersiniz. Örneğin, bir deneyde mağara araştırmacıları bir mağarada aylarca izole bir şekilde yaşadı. Saatleri yoktu ve gün ışığı almıyorlardı. Böylece biyolojik saatleri her geçen gün uzayarak kaydıkça kaydı ve sonunda yavaş yavaş 24’ten 25’e, 26’ya hatta 30 saate kadar çıktı. Bunun nedeni, kendilerini senkronize edecek mavi ışık almamalarıydı.

Bedeninizin her gün, sabah olduğunu ve yeniden başlaması gerektiğini bilmek için bir tiktak’a ihtiyacı vardır. İşte bu tiktak’a tetiklenme (entrainment) denir ve mavi ışık tarafından sağlanır.

Biz bu amaçla lambalarımızı, davranışlarımıza adapte etmek ve sirkadiyen ritimlerimizi 24 saatlik güneş döngüsüyle dengede tutabilmek için kullanılabilecek şekilde tasarladık.

“Dinamik” aydınlatma, yani güneşin doğal döngüsünü taklit eden aydınlatma, aydınlatmanın gelecekteki büyük yeniliğidir.

Soraa’nın yakında çıkacak olan Soraa ZERO BLUE(™) teknolojisi’ne sahip dinamik lambaları, günün saatine göre, otomatik olarak parlaklıklarını, renk sıcaklıklarını ve mavi ışık seviyesini ayarlıyor. Güne hızlı başlamanız için sabahları zindeleştirici beyaz ışık ve bedeninize yavaşlama zamanının geldiğini bildirmek için akşamları mavi serbest ışık.

Her ne kadar yapay ışık, uyumu bozulmuş uyku döngümüzün baş sorumlusu tutulsa da potansiyel olarak sirkadiyen ritimlerimizi yeniden kenetlemeye yani onunla uyumlu çalışmaya yardımcı olabilir.

Özünde bu, bir çeşit ışık terapisi; uyku sağlığı için önemli olan yeterli miktarda melatonini üretmek için ritmi ileri, geri itme umuduyla geceleri ya da gündüzleri farklı ışık seviyeleri uygulayarak sirkadiyen ritmi yeniden ayarlama yöntemidir.