TM 30 metriklerini anlama

Son blog yazımda basitleştirilmiş renk skalasını ve ona uygun metrikleri gösterdim. Önümüzdeki haftalarda son zamanlarda üstünde çok konuşulan bir konuyu tartışacağım; yakın zamanda yayınlanan IES’den TM-30. Ama bugün, önce CRI hakkında konuşacağım ve TM-30’un gerçekleştirmeye çalıştıklarını açıklayacağım. Önce kelimenin bağlamından başlayalım. Bu konudaki küresel otorite, CRI’yi diğer birçok standartın içinden baştan yaratan Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (CIE) ‘dir. CIE çok iyi işler üretiyor ancak prosedürleri yavaş ve teknik komiteleri CRI’nin güncellenmesi için çalışıyor. Ancak bu çalışmalar henüz bir sonuç vermedi. Ve bu arada aydınlatma endüstrisi acımasızca bir şeyler istemeye devam ediyor. Bu nedenle, IES bir öneri hazırlamak için daha küçük, daha hızlı bir grup oluşturdu (bu gruba ben de teknik katkıda bulunmuş biriyim) ve bu TM-30 ile sonuçlandı.

TM-30, nesnenin renk sunumu ile uğraşır. Şimdi, belirli bir nesneyi düşünelim, mesela bir domates diyelim. Genel olarak, test kaynağımız domates rengini doğal renklerinden çeşitli şekillerde değiştirebilir. Daha doymuş (daha sert görünen), daha az doymuş (daha az olgunlaşmış) veya daha fazla turuncu veya pembe renk tonunu değiştirebilir. Renk sunum metriklerinin temel amacı, bu tür renk kaymalarını ölçmek, başka bir deyişle, renk kaymaları algısına karşılık gelen değerleri atamaktır.

Özellikle, test kaynağının altındaki renklerin doğal renklerden farklı olup olmadığını bilmek isteyebilirsiniz. Buna fidelite (sadakat) denir ve renk doğruluğu için önemli bir konsepttir. Fidelite ölçümleri şöyle çalışır; test örnekleri koleksiyonu düşünülür ve her biri için, numunenin doğal rengi ile test kaynağı altındaki renk arasındaki farkı hesaplar. Renk farklılıkları ne kadar büyükse, fidelite skoru o kadar düşük olur. Renk farklılıkları ne kadar büyükse, sadakat skoru o kadar düşük olur. Dolayısıyla, yüksek bir fidelite puanı, algılanan renklerin doğal renklere çok yakın olduğunu, daha düşük bir puan bize bazı renk kaymalarının meydana geldiğini bildirir. Fidelite ölçütleri çeşitli renk kaymaları arasında ayrım yapmaz. Her tür renk kayması olabilir.

CRI, bir doğrulama metriğinin bilinen bir örneğidir. Ancak iki sorunla karşı karşıyayız. İlki, kaçınılmaz olarak, CRI’in tek verebildiği cevap “renkler doğal renklerle aynı mı?” sorusu ancak beklenen ise daha genel anlamıyla “renkler olabilecek en iyi şekilde görünüyor mu?” Bu 2 soruyu beraber tek bir metrik cevaplayamaz.

İkincisi ise maalesef CRI’in işini çok iyi yapamıyor. Yanlış tahminlerde bulunan eski renk bilimini kullanıyor. Doğadaki farklı nesnelerin çeşitliliğini temsil etmesi beklenen sekiz pastel test örneği seti kullanır. (bu bazen daha koyu kırmızı R9 gibi daha fazla numune ekleyerek düzeltmek istediğimiz bir kusurdur)

CRI’n kullandığı 8 test rengi

Bütün bunlardan dolayı CRI’nın fidelite öngörüleri yanlış olabilir. Örneğin, iki kaynak aynı puanı alabilir, ancak birisi daha fazla renk kaymasına neden olur. Örneğin, 80’in aynı CRI’ında, dar bantlı bir flüoresan lamba, renkleri bir LED lambadan daha fazla bozma eğilimindedir.

CRI’ı olandan daha kötü yapmak istemiyorum. Özellikle devamlı spektrumlar için, yüksek CRI puanı anlamlı bir şeydir, bu yüzden Vivid serimizi tasarlarken biz de iyi hissettik.

Tüm bunlar bizi TM-30’a getiriyor. CRI’den neden daha iyi? İki sebep var. Birincisi, TM-30’da CRI’de bulunan tahmin hatalarını ortadan kaldırmak için son teknoloji renk bilimi ve doksan dokuz renk örneğinin optimize edilmiş bir testi kullanılıyor. İkincisi, TM-30 bize daha fazla bilgi veriyor. Renk doğruluk indeksine (CRI Ra’ya benzer şekilde Rf olarak adlandırılır) ek olarak, bir renk gamut skorunu bizimle paylaşıyor.

Haber kaynağı: https://www.soraa.com/science/understanding-tm-30-color-metrics

Görüş: Aurelien David