Bazen çok uzun zamanlara ihtiyaç duyulmaz bir insanı tanımak için. Cengiz Hoca ile tanışıklığım da çok uzun sürelere dayanmaz. Önce bir telefon görüşmesi yapmıştık kendisi ile. Elinde 1 adet derginin fazla olarak bulunduğunu ve dergiyi iade etmek istediğini söylemişti. Dergimize, en az bizim kadar değer verdiğini görmek beni çok şaşırmıştı ve ayırdığı zamanı gördüğümde saygı duymuştum. Sonrasında “Üniversiteliler Aydınlanıyor” seminer/toplantı dizisi sırasında beraber olma ve sohbet etme şansımız oldu.
Kaderin bir cilvesi denebilir, Cuma günü Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi’nden görevli bir arkadaş aradı. İsmini vermediği bir hocanın dergimize ait ilk 21 sayıyı bağışladığını ve dergiyi beğendikleri için tüm çıkan sayılara ulaşmak istediklerini iletti. Hocanın ismini sormadım, Cengiz hoca olduğunu biliyordum. Perşembe günü Ankara’ya gittiğimde yanına uğrarım diye düşünürken, dün akşam aldığım bir haber ile kendisini kaybetmiş olduğumuzu öğrendim. Gerçekten üzgünüm. Aydınlatma konusunda bir çok öğrenciye ilham vermiş, çok çok önemli bir hocamızdı. Bugün Ankara, Maltepe Camii’nde kılınacak öğle namazı (11.40) ile son yolculuğuna uğurlanmış ve Karşıyaka Mezarlığına defnedilmiş. Tüm sevenlerine allahtan rahmet diliyorum. Sizleri ise Cengiz hoca’yı biraz tanımanız için ekşisözlük‘ten kendisi için yazılmış iki ufak not ile başbaşa bırakıyorum. Toprağı bol olsun.
– mezun olduktan sonra… sadece ‘aydınlatma’ konusunda anlattıklarından, aklınızda kalanlarla bile aydınlatma firmalarını şaşırtabileceğinizi idrak ettikten sonra üniversite günlerine daha hoşgörülü bakmanızı sağlayan; konusunda bilgili.
– “hide the light source” ilkesini öğrencilerine aşılayan, gittikçe sayısı artan paranoyak öğrencilerin gördükleri her ışık kaynağını üstüne atlayıp onu saklamaya çalışmalarına neden olan, mükemmel öğreti yetisine sahip profesör.